Birazdan yazacağım yaşandığı söylenen hikayeden ne çıkılması gerektiğini hepimiz anlıyor durumda olacağız. Ben şahsi fikirlerimi sonunda belirteceğim bir kaç cümle ile. Bu yazıyı ilk okuduğumda çok hoşuma gittiği için yazıyorum. Adını da yoldaki taşlar koydum.
"Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, hatırlarda kalacak bir yarışma düzenlemeyi istiyordu. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan etti kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi. Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu. Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerine hepsi aynı şikayette bulundu; Yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu. Günün sonunda yalnız bir yolcuda bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz, toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygıyla yönelerek, altınla dolu bir torba uzattı ve: "Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan, insanların yolculuk etmesini zorlaştıran bir taş ve moloz yığını gördüm. İnsanlar rahat etsinler diye bu taş ve moloz yığınını kaldırmak için durdum. Yolu temizlerken, taşların altında bu altınla dolu torbayı buldum. Halktan kimsenin bu kadar altını olamayacağına göre, bu altınlar size ait olmalı." Kral gülümseyerek cevap verdi: "O altınlar sana ait." "Hayır, benim değil. " Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı." "Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir". Evet yoldaki taşları kaldırmak... Liderlerin işi gibi görünse de herkes bunu yapabilir. Bir işin ucundan tutmak veya yapılacak işi başkaları yapar deyip geçmek değildir hayat, yaşanılabilesi tüm umutlara ortak olabilmek, derdi ile sefası ile yaşayıp görebilmektir. Hayat yaşlanılarak değil, yaşayarak öğrenilir. Zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.





0 Yorum