Maalesef öyle bir zamanda yaşıyoruz ki başlıktaki cümlenin tersi olması artık erdem sayılır olmuş. İnsanların dış görünümü ve o görüntüye bakarak yapılan genellemeler, ne kadar doğru ne kadar yanlış diye bakılmaksızın yapılan tespitler ve bu tespitlere uygun davranışlar... Sizi sıkmadan hemen bu yazının amacını sizlerle paylaşmak istiyorum; Birmetro istasyonundasınız, bir tane keman çalan bir adam var ve 45 dakika boyunca da bu kişi çalıyor, etraftan sempatiyle bakanlar olduğu gibi, dilenci olduğunu düşünerek önüne para atanlarda var.
Halbuki bu adam dünyanın en iyi kemancısı olan Joshua Bell'den başkası değil ve elinde çaldığı kemanı bile 3.5 Milyon $ olan bir kişi. Ama insanlar onun o anki kılığına bakıyor, hangi ortamda çaldığına bakıyor ve onu tanıyan da olmuyor. Bu hali onun bir anda dünyanın zirvesinden bir dilenci durumuna şeklen gelmesi için yetiyor. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmış ve salon onu dinlemek isteyenler tarafından tıklık tıklım doldurulmuştu.
Joshua Bell'in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Evet şekilde görüldüğü gibi, şekle olan düşkünlüğümüz bazen açıktan da olsa güneşi görmemenize, çevresindeki bulutlara gözünüzü takmanıza yol açıyor. Bu şekilcilik ve görünene inanma insanın fıtratı ile ilgili olsa da aynı fıtratta "Hüsnü Zan" vb... hallerde bulunuyor. Bu kadar çok görünene bağlanma, şekle önem verme insanı sonunda bir çok mantıksız davranışlara getirebiliyor. Türbanı var diye üniversiteye giremeyen bir kız, aynı düşüncelerin daha radikaline sahip bir erkeğin üniversiteye girmesi gibi insana sadece komik gelen davranışlara düşmesine sebep oluyor.
Yani aynı iki beyin, birisi bayana ait ve daha ılımlı olsun, birisi aynı düzlemde ama daha radikal bir erken öğrenci... Gerçekten çok komik şekli cezalandırmak ama düşüncenin ne olduğuna bakmamak. Aynı düşünceyle tersini de düşünebiliriz, akılı elbise giymiş bir bayan gören diğer daha mutaasıp kişilerin de o insana hangi gözle baktıkları, halbuki onun beynine bakan yok ve belki de yarın çok daha farklı bir insan olabilme potansiyeli taşıyan bir insan olabilir. Tekrar bizim meşhur kemancımıza dönersek, onun o anki şuradaki fotoğrafına bakabilirsiniz ki yine de derli toplu olmasına rağmen, tanınmayan, basit, sıradan ve çoğu kişiiçin hor görülen birisi olması için metroda keman çalması yetiyor artıyor bile. insanı sadece insan olduğu için, yani "Yaratılmış olanı, Yaradan için sevmek" bu kadar mı uzak olmuş bu dünyaya dersek fazla saf bir soru olmuş olur.
O zaman bizlerde bu akıma bir anlık olsun katılalım ve şöyle düşünelim. Son derece bakımlı ve son derece modaya uygun giyinmiş birini gördüğümüzde, aslında o kişinin kültürel ve sosyal anlamda aslında çok boş birisi olduğunu, bu boşluğu da giyim kuşam ve dış görünüşle kapatmaya çalıştığını mı düşünmelimiyiz. Yahut bu örnekteki gibi, sadece kemanıyla en son model 20-30 araba alabilecek birisinin, sırf giyimi ve bulunduğu ortamda o kemanı çalması ile aynı kemanı binlerce kişilik bir konser salonunda çaldığında alkışa boğan seyirciler... Bu yönüyle bu ünlü kemancımızı böyle bir teklife sıcak bakıp uyguladığı için, Washington Post gazetesne de böyle bir şeyi düşündüğü için ben kendi adıma teşekkür ediyorum, umarım artık insanların dış görünümden çok, elbise den çok o elbiseyi taşıyanın nasıl biri olduğuna, kim olduğuna bakacağı ve şekli bizim şekilcilik anlayışımıza zıt olsa da ona bu çerçevede bakacağı gün inanın en büyük kavgalar o gün son bulacak. Allah (azze ve celle) Teala karşısında tüm insanlar bunun için birdir, insanı ayıran özellikler öncelikle o insanın beyni ve kalbidir, şekil en son gelir. Kestanenin ağaçtaki haline bakan (ağaçta dış çeperinde bir kabuk ve bu kabuklar dikenlidir), onun da içinde de bu kadar güzel kabuklu bir kestane, o kabuğun altında da bembeyaz ve leziz bir kestane olacağını kaçırması gerekecekti. Sevgiyle kalın,





0 Yorum